Kılıçdaroğlu'ndan İzmir'de gönderme! "Sarayda oturanların elini sıkmayacağım ve yüzüne bakmayacağım"

CHP 7'nci Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İzmir'de Basın Özgürlüğü ve Medya Araştırmaları Derneği (BAMAD) tarafından düzenlenen 'Sansürün Kaldırılışının 116. Yılı ve Demokrasi Mücadelesi' konulu panele katıldı. Mimarlık Merkezi'nde düzenlenen ve moderatörlüğünü Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç'in yaptığı panelde basın özgürlüğü, Türkiye gündemi ve yasalar gibi konular ele alındı. Panele, İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu, CHP İzmir Milletvekilleri Sevda Erdan Kılıç, Rıfat Nalbantoğlu, Mahir Polat ve partililer katıldı.

‘DEMOKRASİ KONUSUNDA SINIFTA KALMIŞ BİR TÜRKİYE GERÇEĞİYLE KARŞI KARŞIYAYIZ’

Panelde konuşan Kılıçdaroğlu, “Demokrasi konusunda sınıfta kalmış bir Türkiye gerçeğiyle karşı karşıyayız. Tek adam rejimi, Türkiye için felaket olan bir rejimdir. Tek adam rejiminde yargı, TBMM olmaz. Bir anayasamız ve Anayasa Mahkememiz var. Anayasa Mahkemesinin kararları bağlayıcıdır, herkesi bağlar ama Can Atalay'la ilgili karar verilir ve uygulanmazsa, anayasa askıya alınmıştır demektir. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devletinin anayasası askıya alınmıştır. Şeklen anayasa ve Anayasa Mahkememiz var. Verdiği kararı uygulamayan alt mahkemeler var. Gücü tek adamdan alıyorlar, gücü oradan aldıkları için verdikleri kararın mükâfatını bekliyorlar. Öyle kanıksadık ki Anayasa Mahkemesi kararı uygulanmadığı zaman ne parlamento, STK, medya, sendikalardan, hukuk örgütlerinden ses geliyor. Baro başkanı konuştuğunda da sesi kesiliyor. Yaşadığımız tablo Türkiye'de demokrasinin olmadığını gösteren bir tablo. Gezi ve siyasi tutukluları 21. yüzyılın Türkiye'sinde yaşanıyor. Hiç kimse siyasi görüşü nedeniyle hapse atılamaz, demokrasinin genel kuralıdır. Herkes benim gibi, saraydaki gibi düşünmek zorunda değil. Herkes özgürce düşünmek ve ifade etmek durumundadır. O zaman bu ülkede demokrasinin varlığından söz edebiliriz" dedi.

‘4'ÜNCÜ GÜÇ MEDYA’

Yargı, yasama ve yürütmenin yanında gelişmiş demokrasilerde dördüncü gücün medya olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Yürütmenin başı cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanının yemin metni var; Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağıma. Sormak isterim; Erdoğan, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı mıdır? Bağlı değil. Gidip parlamentoda Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı kalacağına ant içen biri, ant içtiği metne sadık kalmazsa o görevi yapmıyor demektir, halkını kandırıyor demektir. 'Görevimi tarafsızlıkla yerine getireceğime namusum ve şerefim üzerine ant içerim' diyor. Erdoğan'ın tarafsızlıkla görevini yapacağına kimsenin inancı yok, öyle bir gerçek de yok. Bir partinin genel başkanı tarafsızlıkla görev yapar mı? Yapmaz. Şu soru açıkta kaldı. Cumhurbaşkanı ettiği yemine sadık kalmazsa, namus ve şerefi üzerine yemin edip gereğini yapmazsa namus ve şeref kavramı neyi ifade ediyor?" ifadelerine yer verdi.

‘BU MECLİSE GAZİ MECLİS DENEMEZ’

Türkiye'de demokrasi ve güçler ayrılığının olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, “Sanıyorlar ki TBMM demokrasinin temel taşlarından biri. Öyleydi, bugün öyle değil. Parlamentoda çoğunluğu olan siyasi otorite bir merkezden talimat bekler, Erdoğan'dan. Gelen talimata göre, o ve MHP'nin milletvekilleri 19 Mayıs hareketleri gibi ‘ellerinizi kaldırın’ derler, ellerini kaldırırlar, ‘indirin’ derler indirirler. Bu parlamento dünyanın hiçbir parlamentosunda görülmeyen bir yasaya imza attı. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nda yolsuzluk olduğu zaman, yolsuzluğu yapan idareciler hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılamaz diye kanun çıkardı. Türkiye'de demokrasi, güçler ayrılığı yok. Bir kişinin iradesi, Türkiye'nin üzerine karabasan gibi çökmüş durumda. 'Parlamento Gazi Meclisimiz' derler, o Gazi Meclisle bu meclisi karıştırmayın. Gazi Meclis, Mustafa Kemal'in yönettiği meclistir. Bu meclis sarayın emrinde ve kontrolündedir. Bu meclise Gazi Meclis denemez. Bağımsız olmayan meclisin gazi ünvanını taşımasına gerek yok." diye konuştu.

‘TÜRKİYE'NİN DARBE HUKUKUNDAN ARINDIRILMASI GEREKİYOR’

Basın özgürlüğü ve demokrasinin gelmesi için Türkiye'nin darbe hukukundan arındırılması gerektiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, “12 Eylül ve 20 Temmuz sonrası çıkan yasaların mutlaka demokratik çerçevede sorgulanması lazım. Siyasi ahlak yasası çıkmalı. İktidar milletvekilleri, milletin hakkını savunmuyorlar, çıkardıkları yasalardan haberleri yok, talimata göre el kaldırıyorlar. Bu demokrasiye kasteden bir tablo. Milletin sorunlarını dile getirmemesi, milletvekilinin görevini yapmaması demektir. AK Parti milletvekilinin meclis kürsüsünde Türkiye'nin sorunlarını dillendirdiğini duydunuz mu? Duyamazsınız çünkü öyle bir talimat yok." dedi.

‘DEVLETTE LİYAKAT YOK’

Kamuda liyakat sistemi olması gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Devlet liyakat yani adalet üzerine inşa edilir. Devlette liyakat yok. Devlet ayrıdır, siyasi parti ayrıdır. Siyasi parti halktan aldığı yetkiyle 5 yıl devleti yönetir, devlet olmaz. O nedenle devlette liyakat vardır. Demokrasilerde devlette hiçbir kurum denetim dışında olamaz. Bizde denetlenmeyen dünya kadar kurum var. Örneğin Türkiye Varlık Fonu. Denetim dışı kalmaması gereken pek çok yer denetim dışında. Devletin devlet baba değil, devlet ana olması lazım. Vatandaşa sevgi ve saygıyla yaklaşması lazım." diye konuştu.

‘MEDYA ÖZGÜRLÜĞÜ GÜVENCE ALTINA ALINMALI’

Kılıçdaroğlu, “İki önemli darbe yasası var; siyasi partiler ve seçim yasası. Olağanüstü dönemlerde çıkmıştır. Türkiye'nin demokratikleşmesinin önündeki en önemli yasadır. Üniversiteler bilimsel, mali ve yönetsel özerklik olmalı. TBMM vesayetten kurtulmalı, milletvekilleri özgür iradesiyle kürsüsüyle çıkıp konuşabilmeli. Eğitim sistemi sil baştan ele alınmalı. Eğitimin çağdaş demokratik olması ve bunların elinden kurtulması lazım. Medya özgürlüğü güvence altına alınmalı. Medya özgürlüğü anayasada var ama onu benim külahıma anlatın. Özetle demokrasi için Türk hukuk sisteminin 12 Eylül ve 20 Temmuz darbe hukukundan arındırılması lazım." ifadelerine yer verdi.

‘ASLA SUSMAYACAĞIZ’

“Medya susarsa ne olur?" diyen Kılıçdaroğlu, “Medyanın zor dönemlerden geçtiğini biliyorum. Büyük sıkıntılar yaşandığını biliyorum. Kalemini satmayan gazetecilerin hangi zorluklarla haber yaptıklarını biliyoruz. Bir de kendisine gazeteci süsü veren propaganda yapanlar var, parasını verdiniz mi her şeyi yazarlar onlara gazeteci demiyoruz. Medya susarsa Anadolu'nun küçük ve yoksul köy okulundaki kız çocuğu susar, tarikat yurtlarında istismar edilen yavrularımız susar, parmağını makinaya kaptıran genç işçi susar, zorla evlendirildim diyen çocuklar susar. Gazeteler susarsa, kurutma makinasını çocuklarının odasına koyup yan odada kendini asan anneler susar, eşi evde yiyecek kalmadı dediği için cebindeki 12 lirayı koyup yan odada intihar eden babalar susar. Yoksul, ayakkabısı elbisesi olmayan evlatlarımız, geçinemeyen emekliler, umutsuz gençler anneler babalar susar. Medya susarsa Emine Şenyaşar susar. Ayşe Ateş, Ayşe Bülbül susar. Medya susarsa Diyarbakır, Cumartesi anneleri susar. Medyanın susmaması gerekiyor. Gazeteciler susarsa, Cumhuriyet, halk, hak susar. Gazeteciler sustuğunda, hırsızlar, arsızlar, vatan düşmanları, çocuk istismarcıları, sapıklar, katiller, uyuşturucu baronları, bir kereden bir şey olmaz diyen o pis zihniyet konuşur. Herkes bilsin ne yaparlarsa asla ve asla susmayacağız. Ben bunları her yerde söyleyeceğim." dedi.

‘SARAYDA OTURANLARIN ELİNİ SIKMAYACAĞIM’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elini sıkmamasının sebebini açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu, “Bayramlarda, törenlerde halkımıza sürtük, çapulcu dediği için elini sıkmam. Partime ve kendinden olmayan seçmene terörist dediği için elini sıkmıyorum. Vatandaşlığımızı üç kuruşa sattığı için elini sıkmıyorum. Gezi'de hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz, Berkin Elvan için elini sıkmıyorum. Beni tehdit ettiği, bana hakaret ettiği için değil. Saldırılara uğradığım için değil, gazetecilerin hakkını savunmak için elini sıkmıyorum. Süleyman Şah türbesini kaçırdığı için elini sıkmayacağım. Ülkeyi bir sığınmacı deposuna dönüştürdüğü için elini sıkmayacağım ve yüzüne bakmayacağım. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde sahte videolar hazırladığı için yüzüne bakmayacağım ve elini sıkmayacağım. Sarayda oturanların elini sıkmayacağız, mücadele edeceğiz. Demokrasi lütuf ile verilmez. Demokrasi kararlı mücadele ile olur." diyerek sözlerini tamamladı.